Güneşi çağıran çocuk ve Şah dönemindeki çürüme
Son Güncelleme: 12 Mart 2026 – 20:00
Çağdaş İran şiirinin kurucularından Ahmed Şamlu ve Sadık Çubek’in Sabır Taşı romanı İran edebiyatında dikkat çekiyor.

İran şiirinde yeni bir sentez
Ahmed Şamlu, Çağdaş İran şiirinin kurucularından biri olmasının yanı sıra Fars dilinin Hâfız’la birlikte en çok okunan şairlerinden biridir.
1925 yılında dünyaya gelen Ahmet Şamlu, yazmaya başladığı andan itibaren İran halkının yaşadıklarına tanıktır. Despot ve bağnaz yöneticilerin halktan nasıl koptuğunu şiirine taşımakla kalmamış, yaşanan acıların öznesi ve tanığı olarak da söz almıştır. Yirminci yüzyılın başında Nîmâ Yûşiç’in başlattığı geleneksel kalıpları kullanarak serbestleşme tutumu, şiirde yeni bir cephe açarak kabul görmüş, bu devrimci tutum geniş kesimlerde bir dönüşüme neden olmuştur.
Şamlu, gelenekten gelen yanlarıyla büyük doğu şiiriyle iletişim kurduğu kadar dünya şiiriyle de iletişim kurarak İran şiirinde yeni bir sentez oluşturmuştur. Mayakovski, Lorca, Nâzım, Ritsos, Eluard ve nice çağdaş şairin yapıtlarından esinlenen Şamlu toplumsal muhalefetin alçalıp yükselen devinimine göre kendini yeniden üretmiştir. Fûruğ Ferruhzad, onun hayatı ve şiirlerini “derinliğine yaşamı ve güneşi çağıran bir çocuğun gezindiği” alan olarak tarif eder.
Ölümü ve yarım kalan kitabı
Ülkesi, yaşadıkları, tanıklığı ve toplumsal baskının şiddeti Şamlu’nun yazdıklarında belirleyici olmuştur. Alçalıp yükselen bir dinamizm umutla umutsuzluk arasında gidip geldiği gibi, içe kapanmakla toplumsal başkaldırı arasında da gidip gelmektedir. Bireysel çalkantılarını da şiire katınca, dizelerden yükselen lirik ses kendine özgü yeni bir şiirin söz alıp çoğalması ve kendini oluşturması anlamına gelmektedir.
Gazetecilik yapan, araştırmalar kaleme alan, başka şair ve yazarlardan çevirilerle Farsçayı zenginleştiren Şamlu, 2000 yılında hayata veda ettiğinde İran folkloruna dair çalışmaları ve yazmakta olduğu Sokak Kitabı yarım kalmıştır.
Künye: Ahmed Şamlu, Yüreğimin Kışlarında (Bütün Şiirleri), çev. Mehmet Kanar, Ayrıntı Yayınları
Sabır Taşı: Şah dönemindeki çürüme
Sadık Çubek’in Sabır Taşı romanı, anlattıklarıyla İran’ın sadece dışarıdan görünen baskıcı İslami yüzüne değil aynı zamanda yaşanan yoksulluğa, geçici nikah kılığına bürünen fahişeliğe, toplumda yaşanan çürümeye ve sistemin yarattığı insan tiplerine de ışık tutuyor. Hikaye bir ziyaret yerinde Gevher’in burnunun kanamasıyla başlıyor: Kutsal yerlerde kadınlardan kan akmasının lanet sayıldığı bir yerde…
1966’da yayımlanan Sabır Taşı’da Gevher’in hayatı üzerinden şah dönemi İran’ında farklı kesimlerden insanların iç içe geçen hikayeleri döneme dair toplumsal bir panorama sunarken aynı zamanda şah dönemini aşıp bugüne kadar gelen ve bugün de varlığını sürdüren eşitsiz yapıyı da gözler önüne seriyor.
Sokak dilini kullanmaktaki ustalığıyla da bilinen Sadık Çubek bu maharetine karşın romanında edebiyatından taviz vermemiş ve modern dünya edebiyatının örnekleri arasında sayılabilecek kuvvette bir eser kaleme almıştır.
Künye: Kor Kitap, çev. Haşim Hüsrevşahi
18. Hücre: Şah’ın işkence evleri
Yaşamını İran edebiyatına ve diline adayan, Samed Behrengi’nin çağdaşı olarak da bilinen Ali Eşref Dervişyan, iki kitabıyla Türkçede karşımıza çıkar. Bunlardan ilki 18. Hücre’dir. Öykülerinden ve siyasi faaliyetlerinden dolayı şah rejimi tarafından hapse, işkenceye, sansüre maruz kalan Dervişyan, bu romanında şahın işkence evlerinde neler yaşandığını bir aile üzerinden resmeder. Künye: Kor Kitap, çev. Haşim Hüsrevşahi
Abşûran’da ise yazar, çocukların dünyasından bir bakışla İran’ın yoksul mahallelerine ve ezilen kimliklerine odaklanır. Çizdiği kederli dünyanın içerisinden umudu yeniden filizlendirir.
Künye: Manos Kitap, çev. Makbule Aras Eivazi
Yaralarım Aşktandır: İranlı kadınların sesi
İranlı Şair Füruğ Ferruhzad’ın şiirlerinden yapılan bir seçkiyle hazırlanan Yaralarım Aşktandır, İranlı kadınların asırlardır çektiği acıların sesi ve yansıması olarak karşımıza çıkar. Bu eser, Füruğ’un en sevilen şiir seçkilerinden biri olmuştur.
Künye: Totem Yayıncılık, çev. Haşim Hüsrevşahi
Erkeksiz Kadınlar
İran’da yayımlandıktan sonra hızla yasaklanan Şehrnuş Parsipur’un kaleme aldığı Erkeksiz Kadınlar, İran yaşamına güçlü bir bakış atarken okuru, toplumsal cinsiyet, ahlak, şiddet ve ilişkiler gibi kavramları yeniden düşünmeye davet ediyor.
Kaynak:Güneşi çağıran çocuk ve Şah dönemindeki çürüme- Evrensel

